yıldırım demirören etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yıldırım demirören etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Kasım 2009 Cuma

Demir(ören) Lady


Yıldırım Demirören'in takdir ettiğim nadir özelliklerinden biridir eşinin tribünlerde yanında yer almasına olumsuz yaklaşmaması. Aslında hep tribünlerde görmek istediğimiz şeyler bunlar. Futbolun tamamen erkek oyunu olmadığını göstermesi açısından. Gelme azmi gösterdiği için Revna Demirören'e, bu duruma muhalif olmadığı için de Yıldırım Demirören'e teşekkürü şahsım adına bir borç bilirim.

Revna Demirören bazen öyle durumlarda öyle tavırlar sergiledi ki bazı zamanlarda, Yıldırım Demirören yerine Revna Demirören Başkan olsa çok daha iyi olacak diyen taraftar gördüm çokça. Aslında katılmıyor değilim, ekleyip sonra sildiğim bir ankette "kim başkan olsun" diye sormuş, cevap şıklarına "Yıldırım Demirören hariç herhangi biri (Bush Dahil)" diye bir seçenek ekleyip kendi oyumu da bu şıktan yana kullanmıştım. Neyse efendim lafı fazla uzatmadan yazımın amacına geleyim. Dedik ya Revna Demirören takdir toplamıştı diye, Denizli maçı ile berbaber bu sempati antipatiye dönüşmeye başladı. En son beyanatında da Revna hanım "Eşime istifa etmesi yönünde bir baskı yapmış değilim, tersine aday olması için ben teşvik ediyorum" demiş. Ben de Revna hanım lütfen diyorum, yapmayın diyorum, acıyın bu taraftara diyorum kansere adım adım yaklaşıyoruz diyorum. Yeter diyorum.

Eğer en ufak bir etkiniz var da bunu istifa etmesi yönünde kullanmıyorsanız ahirette dahi iki elim yakanızda diyorum. Yeter ya daral geldi a aa.

4 Kasım 2009 Çarşamba

Beni Kör Kuyularda Merdivensiz Bıraktın..


Her ne kadar önceki maçlarda oynanan oyun bize bir şey söylemeye çalışsa da, tıkayıp kulaklarımı "Beşiktaş adının olduğu her yerde umut vardır" , "Biz inandık sizlerde inanın" dedim. İnanıyordum kazanacağımıza, ancak bütün inancım akşam saatlerinde aldığım haberle sona ernstdi. Umuduma cin biberi yedirip ishale transfer etmişlerdi. (Bağırsak enfeksiyonuymuş peh, bal gibi ishal işte) Yalnız kalmıştım.

Aslında ilk değildi yalnızlığım, her önemli maçta, hani şu maçı alırsak çok şey değişecek, bu maçı alırsak bu devran tersine dönecek dediğimiz tüm maçlarda maç düdüğüyle beraber yalnızlığın sesi Fink atmaya başlıyordu beynimde. Bu sefer Fink atsın farklı olsun dedim ki atmaya Fink'ten yakın kimse olmadı. Sarı kafasıyla kardeşimin çocukluğuna benzetiyorum Beşiktaş'a geldiği günden beri Fink'i, bir abilik yapacaktı olmadı. Ama hakkım helaldir kardeşime. İyi değildi belki ama Beşiktaş'ın en iyisiydi yine de. Ruh vardı.

Şunu şurada, bunu burada oynatmak değil, sadece oynatmak dert oyuncuları Beşiktaş'ta. Oynamıyorlar efendim, oynatamıyoruz. Hep onlarda bulurdum suçu ama dünkü maç benim için de milat oldu, kıçıkırık saksı çiçeği bile yerini değiştirince küsüyo, hani geçtim asist yapmasını, gol atmasını yaşama azmi bile göstermiyor. Hani lahana olsalar şaşırtmak bi nebze anlaşılır bir durum da dünkü maçta özellikle dikkat ettim lahana da değiller bu adamlar, adamlar. Alışkanlıkları, mevkileri var.

En nihayetinde kötü oynayıp haklı bir mağlubiyet aldık. Yenseydik cep telefonu melodisini şampiyonlar ligi introsu yapıp kafa bulacaktım arkadaşlarla ofisteki tek Beşiktaşlı olarak ama olmadı kafa konusu olduk, sağlık olsun. Önümüzdeki maskeli beşler sahnesine bakacağız artık.

Demirörenn yeter de, ya ilk dakikadan itibaren yeter ya da bizim işimiz değil. 2. golü yedikten sonra yeter olmadı, yetmedi. Denizli, hiç kimse güvenmezken ben güveniyordum sana, en çok da sana, ama sen ne yaptın? Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın.